siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2023 Cumartesi

İyi parti'nin seçimdeki tavrı ne? Neyse, ona sonra bakarız!

Akşener İYİ parti'ye oy veren tabanı'nı Cumhur ittifakına götürebilir mi?

 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in altılı masadan kalktığını ilan ettiği açıklamasının ardından partisinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tutumunun ne olacağına ilişkin çarpıcı bir kulis bilgisi ortaya çıktı. 


Gazetemiz yazarı Mustafa Balbay'ın "İYİ Parti GİK’ten aldığımız özel bir bilgi" diyerek sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma göre Akşener, bir İYİ Genel İdare Kurulu üyesinin "Erdoğan’la Kılıçdaroğlu yarışırsa tabanımıza ne yapın diyeceğiz" sorusu üzerine "Ona sonra bakarız" yanıtı verdi.

Balbay'ın paylaşımı şöyle:

"İYİ Parti GİK’ten aldığımız özel bir bilgi.

Bir GİK üyesi soruyor:

-Sayın Genel Başkanım, son tahlilde Erdoğan’la Kılıçdaroğlu yarışırsa tabanımıza ne yapın diyeceğin?

Kısa bir sessizlikten sonra Akşener:

-Neyse, ona sonra bakarız!"

İYİ partiden kritik toplantıdaki açıklamalar ne?

Turhan Çömez masadaki krizin çözüleceğine inanıyoruz:

İYİ partiden kapı açık mesajı

İYİ partiden peşpeşe istifalar.

25 Temmuz 2014 Cuma

Kelepçe takın emri Ankara'dan

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen ve 100’ün üzerinde emniyet görevlisinin gözaltına alınması ile sonuçlanan operasyondaki 'kelepçe' olayının ayrıntıları ortaya çıktı.

Kamuoyunda tepki çeken emniyet müdürlerine kelepçe takılmasına ilişkin talimatın Ankara’dan gittiği ileri sürüldü. Kulislerde dolaşan bilgilere göre, emniyetçiler başlangıçta kelepçesiz olarak gözaltına alınıyordu. Ancak kelepçesiz görüntüler yandaş kanallarda yayınlanınca Ankara’da kıyamet koptu. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Efgan Ala’nın İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok’u arayıp, gözaltına alınan müdürlerin kelepçelenmesini istedi

Taraf gazetesinden Hüseyin Özay’ın haberi şöyle:
Kamuoyunda büyük tepkiye yol açan emniyet müdürlerine kelepçe takılmasına yönelik talimatın Ankara’dan gittiği ortaya çıktı. Ankara kulislerinde dolaşan bilgilere göre, emniyet mensupları ilk etapta evlerinden kelepçesiz olarak alındı. Bu görüntülerin yandaş medyada yayınlanması ile birlikte ortalık karıştı. İddiaya göre İçişleri Bakanı Efkan Ala, İstanbul Emniyet Müdürü’ne gözaltına alınan müdürlere kelepçe takılması talimatı verdi. Bunun üzerine emniyet müdürleri kelepçeli olarak sağlık kontrolüne götürüldü. Tepkilerin artması üzerine ise ikinci ve üçüncü gün polis müdürleri kelepçesiz olarak sağlık kontrolüne çıkarıldı.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Ethem Sarısülük'ü öldüren polis tutuklandı.

Ankara'da Gezi Parkı protestolarına destek eylemlerinde Kızılay'da polisin silahından çıkan kurşunla vurularak hayatını kaybeden Ethem Sarısülük davasında mahkeme, sanık polis A.Ş.'nin tutuklanmasına karar verdi. Karar sonrası duruşma salonunda avukatlarla jandarma arasında arbede çıktı.

Kızılay'da polis memuru A.Ş.'nin silahından silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük davasının 6. duruşması yoğun güvenlik önlemleri altında Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

Dava nedeniyle adliye çevresinde ve duruşma salonunda yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Saat 10.30'da başlayan duruşmaya sanık polis A.Ş., sanık ve mağdur avukatlarının yanı sıra Sarısülük'ün yakınları ve bazı CHP'li vekiller de katıldı.



''JANDARMALARI ÇIKARIN TALEBİNE'' RET
Duruşmada avukatların 'jandarmaları dışarı çıkarın' talebine mahkeme başkanı "Geçen celse olan olaylar ortada. Jandarmayı dışarı çıkarmıyoruz"  yanıtını verdi.

Sanık vekilleri duruşmanın kapalı yapılması talebinde bulundu. Mahkeme duruşmanın kapalı yapılmasına ilişkin sanık vekillerinin talebini reddetti.

SAVCI, SANIK POLİSİN TUTUKLANMASINI İSTEDİ
Ethem Sarısülük'ün ölümüne ilişkin davada Cumhuriyet Savcısı, sanık A.Ş.'nin eyleminin meşru müdafaa olmadığını belirterek, olası kasıtla adam öldürmekten cezalandırılmasını ve tutuklanmasını istedi.    

SANIK POLİSE TUTUKLAMA KARARI
Mahkeme, sanık polis A.Ş.'nin tutuklanmasına karar verdi. Duruşma 3 Eylül çarşamba gününe ertelendi.

ALİ İSMAİL'İN ANNESİ GÖZYAŞLARINA BOĞULDU
Sanık polise tutuklama kararı çıkınca Ali İsmail Kormaz'ın annesi Emel Korkmaz gözyaşlarını tutamadı.

DURUŞMA SALONUNDA OLAY
Karar sonrası duruşma salonunda avukatlarla jandarma arasında arbede çıktı. Jandarmma, avukatları salon dışına çıkarmaya çalıştı.

Duruşma salonunda bulunan polis memuru A.Ş. de güvenlik kuvvetlerinin arasında adliye binasında güvenli bir odaya alındı.

ADLİYE ÖNÜNDE TOPLANDILAR
Dava öncesi bazı sivil toplum kuruluşları adliye bahçesinde toplandı. 



Dava nedeniyle adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Adliye girişleri, demir bariyerlerle kapatıldı.

2 Haziran 2014 Pazartesi

SGK prim borçlarına af kanunu mecliste

Maliye Bakanlığı'nca takip edilen kesinleşmiş vergi alacakları ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nca takip edilen prim alacaklarının yeniden yapılandırılmasını öngören kanun teklifi, TBMM Başkanlığı'na sunuldu

Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı vergi ve ceza affı yolda. Meclis'e sunulan tasarı, 15 ayrı vergi ve idari para cezasının yapılandırılmasını öngörüyor.

Hükümetin üzerinde çalıştığı kamu alacaklarına af getiren yasa teklifi Meclis Başkanlığı'na sunuldu.

AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ve arkadaşlarının verdiği teklif, 15 ayrı çeşit vergi ve idari cezanın yeniden yapılandırılmasını öngörüyor.

Motorlu taşıtlar vergisi, kurumlar vergisi, gerçek kişilerin gelir vergileri ile sigara cezaları, karayolu taşıma kanununa muhalefete ilişkin cezaları olanlar düzenlemeden yararlanabilecek.

Teklif, cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yeniden yapılandırma düzenlemesi olma özelliğini taşıyor.

Düzenleme bu haliyle yasalaşırsa, 30 Nisan 2014'e kadar kesilen cezaların olan borçlarının cezaya giren tutarları, enflasyona endekslenerek yapılandırılacak.

Borca ilişkin bütün gecikme faizi ve zamları silinecek, ceza ve vergilerin ana paraları da 18 taksitte ödenebilecek.


Ayrıca 120 liraya kadar olan sigara içme cezaları ve bazı vergilerden kaynaklı 100 liraya kadar olan cezalar da silinecek.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

2014 de sağlık'ta büyük zamlar geldi.

TÜİK verilerine dayanarak yapılan araştırmaya göre, 17 sağlık madde fiyatının tamamında artış yaşandı. Sağlık madde fiyatlarında en dikkat çeken artışlar yüzde 6,71 artışla sezaryen ücretlerinde oldu.


Artık Parası olmayana sağlık hizmeti de yok

2014 yılı Ocak ayında 989,37 TL olan sezaryen doğum ücretleri 2014 yılı Nisan ayında 1055,78 TL'ye çıktı. Yüzde 5,86 artışla ameliyat ücreti oransal değerlendirmede ikinci en fazla artan sağlık madde fiyatı oldu. Diş dolgu ücreti 2014 yılı Ocak ayında 86,58 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 90,66 TL'ye yükselerek yüzde 4,71 arttı. Diş çekme ücreti 2014 yılı Ocak ayında 55,20 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 58,13 TL'ye yükselerek yüzde 5,30 arttı.

 Normal doğum ücreti 2014 yılı Ocak ayında 809,37 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 851,55 TL'ye yükselerek yüzde 5,21 arttı. Hastane yatak ücreti 2014 yılı Ocak 118,10 TL iken 2014 Nisan ayında 119,78 TL'ye yükselerek yüzde 1,42 arttı. İlaç ücretleri 2014 Ocak ayında 9,88 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 9,92 TL'ye yükselerek yüzde 0,46 arttı.

"MAAŞLARA YAPILAN ZAMLAR 4 AYDA YOK OLMA NOKTASINA GELDİ"

Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, araştırmaya ilişkin ANKA'ya yaptığı değerlendirmede, maaşlara yapılan zamların 4 ayda yok olma noktasına geldiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Her şey zamlanıyor; fakat enflasyon farkını istemeyen Memur-Sen'in imzaladığı toplu sözleşme nedeniyle memurun maaşı eriyip gidiyor. Önümüzdeki aylarda da memur maaşları enflasyona yenik düşecek. Ekonomi çevrelerinin yıllık enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşacağı sözlerini de değerlendirdiğimizde memurların zammı enflasyon karşısında buharlaşacak."

27 Mayıs 2014 Salı

Siyasetiniz batsın yazık değil mi bu Annelere.

PKK’NIN ÇOCUKLARINI KAÇIRDIĞI AİLELER BDP’Yİ BASTI
Diyarbakır’da PKK’nın çocuklarını kaçırdığı aileler, bugün BDP il binasını bastı. BDP’lilerle çocukları kaçırılan aileleri arasındaki arbedeyi polis ayırdı,

Buradan çıkan aileler Dağkapı Meydanı’nda oturma eylemi başlattı. BDP yöneticileri ise PKK’ya katılımlarla ilgileri olmadığını belirterek, ailelerin tahrik edildiğini ileri sürdü.

Diyarbakır’da Endüstri Meslek Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi 15 yaşındaki Ö.Ç. ile berber çırağı olan kuzeni 15 yaşındaki B.Ç.’nin önceki gün PKK tarafından dağa kaçırıldığını söyleyen aileleri, bugün BDP il binasını bastı. İki kuzenin yakınları olan yaklaşık 10 kişilik grup, girdikleri bina içinde BDP’lilerle tartıştı. Çıkan arbedede tartaklandıklarını söyleyen aileler polis çağırdı. BDP binasına gelen çok sayıda polis, ailelerle BDP’lilerin kavgasını ayırıp, aileyi bina önünden uzaklaştırdı. Bu sırada aileler binadan ayrılırken, BDP’lileri alkışla protesto etti.

OTURMA EYLEMİ
BDP binasından ayrıldıktan sonra merkez Sur İlçesi’ndeki Dağkapı Meydanı’na gelen aileler burada oturma eylemi başlattı. Kuzenlerin babaannesi Guli Çetiner, Kürtçe ağıtlar yakarak torunlarının bırakılmasını istedi. Çetiner, "Ben kabul etmiyorum, çocuğumu istiyorum" dedi.
Lise öğrencisi Ö.Ç.’nin annesi Halime Çetiner, gözyaşları içinde oğlunun hasta olduğunu belirterek bırakılması istedi. Halime Çetiner, şunları söyledi:
"Oğlum şeker hastası, aynı zamanda astımı var. Oralarda perişan olur. İlaçlarını almazsa şekeri 300’e çıkar ve orada ölür. Benim oğluma bir şey olursa, sebebi onlardır. Oğlumu okulda aşılamışlar. Onları okullardan gönderiyorlar. Ben çocuğumu istiyorum."
’BEN ONU TÜP BEBEKLE YAPTIM’
PKK’nın kaçırdığı B.Ç.’nin anesi Saniye Çetiner de oğlunu tüp bebek yöntemiyle dünyaya getirdiğini belirterek, "Ben çocuğumu istiyorum başka bir şey istemiyorum. 3 gündür çocuğum yok. 3 gündür evimizde yas var. Pazar günü saat 16.00- 17.00 arası yemek yiyip çıkmış. Oğlum berberde çalışıyor. Bir arkadaşına mesaj çekmiş, demiş ’bizi götürüyorlar, biz gideceğiz’ demiş. Ben çocuğumu istiyorum" dedi.
Kaçırılan iki kuzenin aileleri daha sonra Dağkapı Meydanı’nda oturma eylemi başlatırken, kendilerine yakınları da destek verince sayıları 10’u buldu.

BELEDİYE ÖNÜNDEKİ AİLE SAYISI 11’E YÜKSELDİ
PKK tarafından çocuklarının kaçırıldığını iddia ederek Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde 19 Mayıs tarihinde oturma eylemine başlayan aile sayısı da, eylemin 9’uncu gününde 11’e çıktı. Çocukları dağa götürülen bazı aileler, çeşitli okullarda okuyan çocuklarına zarar gelmesinden endişe ettikleri için konuşmaktan ve görüntü vermekten kaçındı.

PKK’nın götürdüğü iddia edilen çocukların yaşı 14 ila 23 arasında değişiyor. Belediye binası önünde eylem yapan kadınlar, kendilerine destek vermek isteyen ve çocukları dağda olan çok sayıda aile olduğunu, ancak mahalle baskısı yüzünden buradaki eyleme katılamadıklarını söyledi. Bazı kadınlar sinir krizleri geçirip gözyaşlarına hakim olamazken, A.K.’nin annesi Yüksel Karaşin, oğlu bırakılıncaya kadar eyleme devam edeceğini, gerekirse açlık grevi başlatacağını, hatta kendisini yakabileceğini söyledi.
BDP’DEN AÇIKLAMA: GERİLLAYA KATILIMLA ALAKAMIZ YOK
BDP Diyarbakır İl Başkanlığı, çocukları PKK tarafından dağa kaçırıldığı gerekçesiyle parti binasına saldıran aileyle ilgili yazılı açıklama yaparak, hükümeti ve polisi eleştirdi. Açıklamada şöyle denildi:
"Bölgemizde kırk yıldır devam eden savaşın yegane sorumlusu olan TC. Tekçi devlet zihniyeti ve onun bugünkÜ yürütücüsü olan AKP hükümeti kanlı ellerini tekrar devreye sokmuşlardır. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Nevruz’uyla başlattığı barış süreci, AKP hükümeti tarafından sabote edilmektedir. Kürt halk önderi ve Kürt özgürlük hareketinin tüm sağduyu çağrılarına ve çabalarına rağmen, Türk devleti saldırılarına ara vermeden devam etmektedir. Kürt coğrafyasına kan deryasına çeviren Özel Harp dairesinin kirli ve kanlı oyunları Amed’te tekrar yüzünü göstermiştir. Faşist Türk polisinin provoke ettiği üç beş kendini bilmez kişi, BDP Diyarbakır il binasına saldırmıştır.

Kalekol yaparak parti binalarımıza saldırarak Kürt halkını yıldıracağını sanan AKP polisi şu an binlerce polisi ve zırhlı aracı ile il binamızı kuşatıp provokasyonlara zemin hazırlamıştır. Yalanhaber ve karalamalarla kamuoyunu yanıltılmaktadır. Halkımız ve partimiz karşı karşıya getirilmek istenmektedir. Özellikle barış süreciyle beraber provokatörler eliyle partimiz ve değerli halkımız karşı karşıya bırakılmak istenmektedir. Gerillaya katılımların bizim partiyle uzaktan yakından alakası olamadığını herkes bilmelidir."

BAŞSAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, PKK’nın çocukları götürüp alıkoymasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı. Başsavcı Solmaz, "2014/16234 soruşturma numarası ile çocukları Lice’ye götürenler ve alıkoyanlar hakkında soruşturma devam etmekte olup, soruşturmanın safahati ve sonucu hakkında kamuoyuna bilgi verilecektir" dedi.
Anneler ne diyor?
Dİyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı önünde PKK’nın dağa götürdüğünü çocuklarını bırakmasını isteyerek eylemlerini sürdüren annelerin görüşleri şöyle:
EYLEMİ İLK BAŞLATAN ANNE
Belediye önünde ilk eylemi başlatan 15 yaşındaki H.G.’nin annesi Safiye Gündüz: "Kızım 23 Nisan’nda piknik bahanesiyle kaçırıldı. Selahaddin Eyubi Anadolu Lisesi 2’nci sınıf öğrencisiydi. 4 çocuğum var. Kocam Ahmet Gündüz, Kuzey Irak’ta inşaat taşeronu olarak çalışıyordu. Şimdi o da işini bırakmış şu an eylem yerinde bekliyor. 2’si kız, 2’si erkek 4 çocuğum vardı. Bir kızım dağa gitti, diğer çocuklarım başka şehirlerdeki çeşitli üniversitelerde okuyor. Kızımın bırakılmasını istiyorum."

’OĞLUNU DAĞDAN İNDİREN KADIN BİZE UMUT OLDU’
15 yaşındaki F.E.’nin annesi Filiz Eren: "Oğlum F., H. ile aynı sınıftaydı. 19 Mayıs’ta geldik, bugün 9 gün oldu. 23 Nisan’da birlikte pikniğe gitmişlerdi. Orada 5 çocuğu kaçırmışlardı. Ondan sonra bir kadın üniversite yolunda eylem yaptı, ’çocuğumu getirin’ diye. Sonra onun oğluyla birlikte 3 çocuğu serbest bıraktılar. Biz de bunu televizyonda duyduk umutlandık. H.’nin annesi ile birlikte belediye önünde eylem yapmaya karar verdik ve burada eyleme başladık. Mücadelemize devam edeceğiz."
15 yaşındaki A.B.T.’nin annesi Fatma Türk: "Oğlumu Ergani’den götürmüşler. Seçimden 2 gün sonra evden çıktı ve bir daha dönmedi. 8 çocuğum var. A.B. en küçük çocuğumdu. Oğlumu istiyorum onu geri getirsinler. Partiyle alakası yoktu kendi halindeydi."
’GEREKİRSE AÇLIK GREVİNE GİRECEĞİM, HATTA KENDİMİ YAKACAĞIM’
16 yaşındaki A.K.’nin annesi Yüksel Karaşin: "Oğlum hastaydı, hiç alakası yoktu dağdakilerle. Kulağından iltihap akıyordu. 9 Nisan’da götürdüler. Ben oğlumu istiyorum. 8 gündür buradayım. Tüm bu eylemlerden önce Dağkapı Meydanı’nda tek başıma eylem yapmayı düşünüyordum. Oğlum gelir, onu bırakırlar diye bekliyordum. Sonra bu kadınların çocukları için eylem yaptığını televizyondan görünce ben de buraya gelip eyleme başladım. Açlık grevine gireceğim, gerekirse kendimi yakacağım. Küçük çocuğumu da alıp gelmişim. 4 çocuğum var evde bıraktım geldim ne yapayım?"

’AİLELER KORKUYOR’
17 yaşındaki M.T.’nin annesi Sarriye Tokay: "Oğlum 14 yaşında Namık Kemal Lisesi 1’nci sınıf öğrencisiyken gitti. 2 ay birinci sınıfa gitti, sonra onu götürdüler. Aslında bize katılmak isteyen bir çok aile var ama korkuyorlar, çekiniyorlar. Korkudan ve endişeden dolayı buraya gelemiyorlar. Onu kandırıp götürdüler, hastaydı gözlerinde rahatsızlığı vardı. Bütün annelere sesleniyorum bize destek versinler. Gültan Kışanak’a sesleniyorum, Baydemir’e sesleniyorum, Ahmet Türk’e sesleniyorum, devlete sesleniyorum; bize sahip çıksınlar, çocuklarımızı getirsinler."

’SAVAŞ İSTEMİYORUZ, ÇOCUĞUMU İSTİYORUM’
18 yaşındaki O.B’nin annesi Zeynep Baytok: "Oğlumu 40 gün önce kaçırmışlar. Serbest çalışıyordu. 9 çocuğum var. O. 5’nci çocuğumdu. Televizyonda buradaki kadınları gördük. Oğlumu geri versinler. Oğlumuzu verene kadar buradan kalkmayacağız. Biz savaş istemiyoruz. 6 günden beri buradayım. Çocuğumu istiyorum, bana oğlumu getirsinler."

’YA ÇOCUĞUMU BIRAKSINLAR, YA DA CANIMIZI ALSINLAR’
19 yaşındaki V.Ç.’nin annesi Meral Çapak: Oğlum 7 ay önce gitmiş. Okula gitti bir daha gelmedi. Televizyonlarda kadınların çocukları için yaptığı eylemi görünce hemen düşünmeden ben de geldim. Ya çocuğumuzu bıraksınlar, yada bizim de canımızı alsınlar. Biz çocuklarımızı istiyoruz. Çocuğumu serbest bıraksınlar. Bunu istiyoruz. Saf kendi halinde evden çıkmayan bir çocuktu, yani oraya gidecek bir çocuk değildi."
BİR OĞLU ASKER
21 yaşındaki Y.Y’nin annesi Hediye Yıldız: "Oğlum 17 yaşındayken dağa gitti. Burhanettin Endüstri Meslek Lisesi öğrencisiydi. 7 çocuğum var. Kocam işsiz, perişan olduk. 20 yaşındaki oğlum Recep de Yalova’da asker. Televizyonda annelerin eylemini gördüm ben de destek için ve oğlumun geri gelmesi için eyleme başladık. 6 gündür eyleme devam ediyorum. Televizyonda görüp geldim. Huzurumuz yok, her gün ağlıyoruz. Hem asker oğluma, hem de dağdaki oğluma ağlıyorum. Hasta çocuğum var evde. Her gün de buraya geliyorum. Eşimin işi yok o da buradadıır. Biz barış istiyoruz."
’KIZIM 1 YIL ÖNCE GİTTİ’
Diyarbakır ve başka kentlerde okuyan çocukları olduğunu, onlara zarar gelmesinden endişe duyduğu için görüntü vermek istemeyen, 24 yaşındaki F.A.’nın annesi Keji Aydemir de, kızının bir yıl önce örgüte katıldığını söyledi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde okurken kızını bir kez daha dağa götürülmek istendiğini, ancak durumu erken fark ederek polisle birlikte ona engel olduklarını söyledi. Anne Aydemir, "Kızım bir yıl önce gitti. Eskişehir Anadolu Üniversitesi son sınıf öğrencisiydi. Kızımın ve bizim hayatımızı bitirdiler" dedi.
’SANA İŞ VERECEĞİZ DİYE DAĞA GÖTÜRDÜLER’
21 yaşındaki S.U.’nun annesi Muhsine Uçakan: "48 gün oldu kızım gideli. 6 günden beri burada eylem yapıyoruz. Arkadaş ortamından tanıştığı kişiler onu dağa götürdüler. Sana iş vereceğiz diye kandırdılar. Kızım hastadır, sara hastasıdır. Gözleri iyi görmüyor ve dizlerinde rahatsızlığı var. Bunu dağa götürseniz ne yapabilir ki? Televizyonda kadınların çocukları için eylem yaptığını gördük ve kendi çocuğumun bırakılması için eyleme destek verdik."


http://www.haber3.com/pkkdan-sok-yalanlama-2692865h.htm#ixzz32wQIJvOC

25 Mayıs 2014 Pazar

'Başı örtülü kıçları dar elbiseli'

'Başı örtülü kıçları dar elbiseli'

Cumhuriyet yazarı Cüneyt Arcayürek, Başbakan Erdoğan'ın 'Boğaz’a nazır villalarda oturup ahkâm keserler, lüks kafelerden âleme nizam verirler' sözlerini eleştirdi.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Cüneyt Arcayürek, günün en sert yazılarından biriyle gündemde. Daha önce de "nefret söylemi" eleştirilerine hedef olan Arcayürek yazısında başörtülü kadınlar için kullandığı ifadeler nedeniyle tepki topladı.

"BAŞI ÖRTÜLÜ KIÇLARI DAR ELBİLSELER İÇİN KIVRAK..."
Arcayürek, Başbakan Erdoğan’ın “Boğaz’a nazır villalarda oturup ahkâm keserler, lüks kafelerden âleme nizam verirler” sözlerini eleştirdiği yazısında “Oysa etrafına bir baksa...  Sayesinde birden aşırı lüks içinde yaşayan öyle çok gruplar ve pahalı marka satan dükkânlardan çıkmayan, başı örtülü kıçları dar elbiseleri içinde kıvrak öyle Müslüman kızlar görecek ki” dedi.

İşte Arcayürek'in yazısındaki ilgili bölüm:

Polisi eleştirenleri de, Okmeydanı olaylarının da birinci sorumlusu olarak hükümeti gösterenleri de, Boğaz’a nazır villalarda (söyleminde ellerinde viski kadehleri demesi eksik) oturup ahkâm keserler, lüks kafelerden âleme nizam verirler, diye suçluyor.

Oysa etrafına bir baksa... Sayesinde birden aşırı lüks içinde yaşayan öyle çok gruplar ve pahalı marka satan dükkânlardan çıkmayan, başı örtülü kıçları dar elbiseleri içinde kıvrak öyle Müslüman kızlar görecek ki...

Ama bunlara hayret etmez, eleştirmez Başbakan: Onun, din sömürüsü ile zengin olanları, yıllarca gelip geçen iktidarların zulmünde yaşadılar, haklarıdır, diye savunacağından kuşkunuz olmasın!..

24 Mayıs 2014 Cumartesi

İçindeki yaratık dışarı fışkırdı!

"Bu yaratıklara karşı gerçek mermi kullanılmalı"

Son dönemde Alevilere yönelik nefret içerikli söylemler devam ediyor. Eski Bakan Binali Yıldırım'ın kardeşi Türk Kızılayı İstanbul Şube Başkanı İlhami Yıldırım'ın ardından şimdi de Kanal 7 muhabiri Umut Erol dün attığı tweetle tepki çekti. Erol, Okmeydanı'nda sokağa çıkan halka plastik mermi değil gerçek mermi sıkılmasını istedi.

Okmeydanı'nda Uğur Kurt'un vurulmasının ardından "Dün okmeydanı'nda yaşananlara şöyle bir bakıyorum da, bu yaratıklara karşı plastik değil gerçek mermi kullanılmalı. Temizlensin ortalık." şeklinde tweet attı.


22 Mayıs 2014 Perşembe

O şimdi müdür.

25 Mayıs'ta imzalanması beklenen Valiler Kararnamesi bugün akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından imzalandığı öğrenildi.

Resmi olmayan bilgilere göre atamalar;
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu Emniyet Genel Müdürlüğüne
İzmir Valisi Mustafa Toprak İstanbul Valiliğine
Adana Valisi Hüseyin Avni Coş Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına
PTT Genel Müdürü Osman Tural Sakarya Valiliğine atandı.
Antalya Valisi Sebahattin Öztürk Müsteşarlığa
Artvin Valisi Kemal Cirit Müsteşar Yardımcılığına
Ardahan Valisi Seyfettin Azizoğlu Bartın Valiliğine
İzmit Kaymakamı Osman Kaymak Tunceli Valiliğine
İstanbul Vali Yardımcısı Günay Özdemir Kars Valiliğine
Edirne Valisi Merkez valiliğine
Bartın Valisi Ali Çınar Merkez Valiliğine
Müsteşar Yardımcısı Aziz Yıldırım Kocaeli Valiliğine
Eğitim Dairesi Başkanı Yakup Canpolat Hakkari Valiliğine
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ersin Yazıcı Rize Valiliğine
GOP Kaymakam V. & İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Deniz Ardahan Valiliğine
Polatlı Kaymakamı Gürsoy Osman BİLGİN ...Valiliğine
İçişleri Bakan Danışmanı Abdullah Erin Siirt Valiliğine
Biga Kaymakamı Fatih Genel ...... Valiliğine

21 Mayıs 2014 Çarşamba

"Hakem bozuntusu Erman Toroğlu!"

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç , eski hakem ve futbol yorumcusu Erman Toroğlu 'na sert sözlerle yüklendi ve ''Hakem bozuntusu'' dedi. Bir televizyon programında konuşan Arınç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'i överek, ''Genelkurmay Başkanıyla iftihar etmeliyiz. Gerçek bir asker'' dedi ve şunları söyledi:

''Eski bir hakem bozuntusunun TV’de konuşması vardı. Genelkurmay başkanı oturtmalı falan gibi. Genelkurmay Başkanı onları hayal kırıklığına uğratıyor. Askerlik gururu içinde görevini layıkıyla yapan insana her gün  3-5 kişi 'İstifa et' diyorsa, mutlaka etkilenir. Ama bunlara 'İstifa edecek değilim' diyor, onların gerçek niyetini biliyor''

Erman Toroğlu 2006'da Lig TV’de yayınlanan ''Maraton'' programında isim vermeden eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü eleştirmiş ve ''Ben çok anlayışlı demokrat Genelkurmay Başkanı istemiyorum. Kodu mu oturtan Genelkurmay Başkanı istiyorum. Asker gibi asker olmalı'' demişti. Bu sözler RTÜK gündemine de gelmiş ve  “Manevi şahsiyete eleştiri sınırlarını aşan saldırı niteliği olmadığı'' gerekçesiyle Lig TV'ye ceza verilmemişti.

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Tekmeci müşavire raporu hangi doktor vermiş!

Yusuf Yerkel'in tekme attığı sağ bacağı incinmiş!
Soma'da yere düşen bir kişiye tekme atarken görüntülenen ve 7 günlük iş göremez raporu alan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in sağlık raporuna ulaşıldı.

Sağlık raporuna göre Yerkel, tekme attığı gün olan 14 Mayıs'ta saat 20.00'da sağ dizde şişlik ve ağrı şikayetiyle Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelerek, Doktor Servan Gökhan'a muayene oldu.

Yerkel, muayenede sağ dizindeki ağrı ve şişliğin düşme nedeniyle oluştuğunu söyledi. Sağ dizinin filmi çekildikten sonra Yerkel'e yedi gün iş göremezlik raporu verildi.
Yerkel'e şu tanı konuldu:

"Sağ dizde yaklaşık 10X10 cm ödem (sislik), ekimoz (kızarıklık) ve yumuşak doku şişliği, sol omuz ve göğüs ön yüzde ekimoz ve yumuşak doku şişliği mevcuttur. Extremite (kol ve bacak) hareketlerinde hassasiyet ve yürümede güçlük mevcut olup hastada yaygın yumuşak doku travmasi mevcuttur. Hastaya 7 gün iş göremezlik raporu verilmişti.

Soma Holding'e devletten resmen ihale yağmış

Uçan kuşa borçlu
Soma’da 301 madenciye mezar olan madenin işletmecisi Soma Holding, 1984’te kuruldu. İzmir ve Manisa çevresinde küçük çaplı madenler işletti. 2004 yılına kadar borç batağındaydı. Holdingin kaderi Türkiye

Kömür İşletmeleri’nden (TKİ) 2005’te alınan ilk ihale ile değişmeye başladı. Bu tarihten beri şirket devletten 60-70 milyar liralık ihale aldı. İhalelerden bazıları şöyle:
İhalesiz verildi
SOMA GEVENTEPE:
8 Eylül 2005’te TKİ ile sözleşme imzalayarak madenin işlemesini aldı. Yıllık 1 milyon ton kömür üretilmesi öngörüldü ve 2016’ya kadar yetki verildi.
MERKEZ OCAK:
TKİ, ihalesiz olarak Geventepe’nin yanındaki sahaları da şirkete vermeye başladı. 2012’de 6 milyon ton rezervi bulunan Merkez Ocağı şirkete verildi.
IŞIKLAR SAHASI:
Soma’daki Işıklar Sahası aynı dönemde Soma Holding’e ihalesiz tahsis edildi.
EYNEZ BÖLGESİ:
Facianın yaşandığı bu sahayı Ciner Grubu işletiyordu. 2009’da Soma Holding’e devretti.
Yürü ya kulum!..
ZONGULDAK SAHASI:
2011’de şirket madencilik ihalesinde adeta kadrolu hale geldi. Zonguldak Bağlık-İnağzı’ndaki kömür sahasının 36 yıllık işletme hakkını kazandı.
YENİ ÇELTEK SAHASI:
2013’te ise Amasya Merzifon’daki maden sahasının işetme hakkı 35 yıllığına Soma Holding’e devredildi. Yıllık 1.2 milyon ton maden üretilmesi öngörülüyor. Aynı bölgede 405 megavat gücünde bir de santral kurulacak. TKİ ise Soma A.Ş.’den ihalesiz bir şekilde kömür temin ediyor. TKİ’nin ihale yaparak aldığı kömürden çok daha fazla para ödediği belirtiliyor.

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Yaşam odaları Türkiye’de neden zorunlu değil?

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e, ““Çocuk işçilere ağır iş izni vermek için yönetmeliği neden değiştirdiniz. Kaçış Odaları neden Türkiye’de zorunlu değil? 

ILO’nun 176 Numaralı Sözleşmesi 19 yıldır neden imzalanmıyor? SGK Başkan Yardımcısı inceleme dahi yapılmadan neden hemen ‘iş kazası’ açıklaması yaptı? Yapacağınız incelemede, madenin açılışını Enerji Bakanı’nın yapmış olması tarafsızlığınızı etkileyecek mi?” diye sordu.

CHP’li Umut Oran, Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi sundu. Soma Holding İştiraki Soma Kömür İşletmeleri madeninde 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen faciada yüzlerce madencinin yaşamını yitirdiğini anımsatan Oran önergesinde şu soruları yöneltti:

Maden hakkında önceden gelen ihbar var mı?

- Soma Holding İştiraki Soma Kömür İşletmeleri madeni için 13 Mayıs 2014 tarihi öncesinde size ulaşan herhangi bir şikâyet, ihbar var mıdır, varsa bunlar hakkında hangi işlemleri tesis ettiniz?

- Bakanlık birimleriniz bu işletmede son olarak hangi tarihte denetleme yaptı ve inceleme soncunda yazılan raporun sonuç bölümü nedir, burada saptanan eksiklikler var mıdır?

Kaçış Odaları Türkiye’de neden zorunlu değil?

- Tüm dünyada, Çin’de dahi kullanımı zorunlu olan Kaçış-Yaşam Odaları’nın (Rescue Chamber) Türkiye’de de madenlerde zorunlu hale getirilmesi için niçin hiçbir adım atmadınız? İlgili şirketler bu konuda sizinle ne zaman temasa geçti, kendilerine hangi tarihte hangi yanıtı verdiniz? Enerji Bakanlığı ve bakanlığınızın ilgisizliği nedeniyle Kaçış Odaları’nın Maden Yönetmeliğinde zorunlu hale getirilmesi konusunda ilerleme sağlanamadığı bilgisi doğru mudur?

ILO Sözleşmesi 19 yıldır neden imzalanmıyor?

- Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesini” 12 yılı sizin hükümetiniz olmak üzere toplamda 19 yıldır neden imzalamamaktadır? Sözleşmenin imzalanmamasının nedenleri arasında maden sahiplerine ve hükümete önemli sorumluluklar getirmesi de yer almakta mıdır?

SGK Başkan Yardımcısı nereden biliyor?

- SGK Başkan Yardımcısı Mustafa Kuruca, henüz olay hakkında herhangi bir öninceleme dahi yapılmamışken “Bu iş kazası olayıdır” açıklamasını neden yaptı?

Tarafsızlığınızı etkileyecek mi?

- Söz konusu madenin açılışını Sayın Enerji Bakanı’nın yapmış olması, bu facia sonrası yapacağınız incelemenin tarafsızlığını zedeleyecek mi?

Çocuklara ağır iş yolunu açan yönetmelik değişikliği

- Çocuk ve Genç İşçilerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. Maddesinin 5. Fıkrasında, 25 Ekim 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliği yaparak 16 yaşını dolduran çocukların da ağır işlerde çalışmasının önünü açmanızın gerekçesi nedir?

- Bu değişiklik nedeniyle çocuk-genç işçilerin ölüm sayısının arttığı doğru mudur? 2003 yılı başından bu yana iş kazalarında yaşamlarını yitirenlerin yaşları ve kazaların yaşandığı illere ve yıllara göre dağılımı nedir?

Ahmet Hakan: Hükümet'in tek endişesi, bu işten nasıl yırtarız.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan AKP'nin “Biz bu işten nasıl daha az zarar görürüz” endişesinde olduğunu yazdı...

Ahmet Hakan: Hükümet'in tek endişesi, bu işten nasıl yırtarız... Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan, bugünkü yazısında hükümete karşı algı operasyonunu olmadığını kendi talihsiz açıklamalarıyla kötü algı oluşturduklarını ve hükümetin tek derdinin bu işten ''nasıl sıyrılırız'' olduğunu yazdı.

İşte Ahmet Hakan'ın bugünkü yazısı...

Konuştukça infiali körüklüyorsunuz

EY devletliler!

Ey hükümet yetkilileri!
Kimsenin size algı operasyonu çekmesine gerek yok.
Algı operasyonunu siz kendi kendinize çekiyorsunuz.
Algıyı kızıştıran sizsiniz.

*

Ayırmışsınız kendi kaderinizi, vatandaşın kaderinden.
“Aman hükümetimize bir şey olacak, aman başımıza bir hal gelecek, aman bu işler büyüyecek” endişesiyle hata üstüne hata yapıyorsunuz.
Tezleriniz, kıyaslamalarınız, edanız, tavrınız, üslubunuz, yaklaşımınız... Bir felaket!

*

Ey devletliler!
Ey hükümet yetkilileri!
Hiçbir kusur kabul etmiyorsunuz.
Hiçbir yanlışı üzerinize almıyorsunuz.
Yaptığınız açıklamalar, bu boyutta büyük bir faciaya uygun düşecek açıklamalar değil.
Açıklamalarınızda “insan” yok, “vicdan” yok, “mahcubiyet” yok, “mantık” yok, “tutarlılık” yok.
Bir tek şey var: “Biz bu işten nasıl daha az zarar görürüz” endişesi.
Bu endişeniz ölümler karşısındaki üzüntünüzün bile önüne geçmiş durumda.
En azından böyle hissediliyor, böyle hissettiriyorsunuz.

*

Bıktık Uzakdoğu’dan örnek vermeye ama daha dün gemi battı diye Güney Kore’de başbakan istifa etti.
Hadi siz o kadar büyük davranmayın.
Bir küçük özür, bir minik mahcubiyet bile yeter.

*

Bırakın şu “biz her durumda kuyruğu dik tutarız” tavrını.
Bırakın laf yarıştırmayı, polemik yapmayı, kusur kabul etmeyen tutumu...
Siz laf yarıştırdıkça, siz polemiklere daldıkça, siz kusur kabul etmedikçe...
Galeyan halinin ortaya çıktığını unutmayın.

*

Ey devletliler!
Ey hükümet yetkilileri!
En iyi algı operasyonu vicdani ve insani şeyler söylemektir.
Vicdani ve insani bir duruş sergileyin.
Vicdani ve insani duruş sergileyene...
Yeryüzünün bütün çakalları algı operasyonu çekse bile sökmez.

Yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ!

Şaşırmayın Milletvekilleri maaşlarını Soma'ya bağışladılar.

Milletvekili maaşları Soma'ya



"Milletvekilleri maaşlarını Soma'ya bağışlamış. Şaşırdınız değil mi ? Şaşırmayın çünkü ; bizim vekiller değil Azerbaycanlı vekiller."

15 Mayıs 2014 Perşembe

"Bakan değil sanki ölü sayacı."

Sorumluluğunda olan maden işçilerinin sağlıklı koşullarda çalışabilmesi için yeterli çalışmayı gösteremeyen Taner Yıldız saat başı ölen madencileri son derece başarıyla! saymayı becerebildi.

Ve ölen madencilerin cesetlerini ailelerine hızla teslim ettiklerini açıklayarak bununla övünür konuma düştü.Keşke ölenleri saymakta gösterdiği mahareti onların yaşaması için gösterebilseydi.Bu büyük acıyı en azından paylaşabilmek adına istifayı akıl edebilseydi.











Madenciler sadece 250 bin dolar için ölmüşler.

Tüm dünyada zorunlu olan bizdeki maden de yok.

3 yıl önce Zonguldak Kozlu’da meydana gelen facianın ardından maden yönetmeliğinde zorunlu hale gelmesi istenen ancak kabul görmeyen ‘kaçış-yaşam odaları’ ‘Soma’yla yeniden gündeme geldi. 40 kişi kapasiteli bu odaların fiyatı yaklaşık 250 bin dolar. Yani 5 milyon dolara 20 odayla tüm Soma madencileri kurtulabilirdi.

Soma'daki Maden de faciada kaçılacak güvenli  yaşam odaları yapılmamış

Soma’da önceki gün gerçekleşen ve tüm Türkiye’yi yasa boğan faciayla birlikte madenlere yönelik yönetmelikteki eksiklikler bir kez daha gündeme geldi. Dünyada sadece Pakistan ve Afganistan gibi ülkelerde yönetmeliklerde bulunmayan ‘Rescue Chamber’ yani kaçış veya yaşam odası ne yazık ki Türkiye’de de zorunlu olmadığı için bir çok maden ocaklarında kurulmuyor.

 Bu da maden ocaklarında yaşanan kazalarda işçilerin hayatını kaybetmesinin en büyük sebebi olarak gösteriliyor.

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Soma faciası hakkında konuşan bu Akp'lilere Twitter'da tepki yağdı.

Soma'daki maden faciasının ardından AK Partili'li Burhan Kuzu ve Şamil Tayyar ile Prof.Orhan Kural'ın sözleri sosyal medyada büyük tepki çekti. Kuzu, maden ocağı için ''Adete köstebek yuvası'' derken, Tayyar CHP'yi Meclis'i tıkamakla suçladı.

 Prof. Orhan Kural ise maden faciasında yaşanan ölümler için ''tatlı ölüm'' gafı yaptı. Gazeteci Fatih Tezcan da attığı tweette Gezi Parkı direnişine gönderme yapması çok konuşuldu.

AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu'nun Twitter'dan maden faciası ile ilgili attığı tweet büyük tepki çekti.

Soma'da yaşanan maden faciasından sonra Belediye Başkanı Cengiz Ergün'ün 157 ölü var açıklaması sonrası bu acı haber sosyal medyada hızla yayıldı. AKP'li Burhan Kuzu yayılan ölüm haberlerine Twitter adresinden tepki gösterirken bu haber üzerine yorum yapanlara hakaret etti.

ADETA KÖSTEBEK YUVASI

Burhan Kuzu "Açıklama getirelim: 2 KM derinlikte 200 kişinin mahsur kaldığı bölgeyi derinlemesine değil yatay olarak algılayalım. Adeta bir köstebek yuvası. Soma kazasında resmi rakamlar dışında bir takım kazmaların verdiği ürkütücü rakamlara inanmayın. Başbakan bugün Somaya gidecek." dedi.

Kuzu'nun bu tweeti sonrası birçok Twitter kullanıcısı Kuzu'ya çok sert tepkilerle yanıt verdi.

GÜZEL ÖLÜMDEN SONRA TATLI ÖLÜM

Prof. Dr. Orhan Kural, CNNTürk’te Cüneyt Özdemir’in sunduğu 5N1K programında Soma’da ölen işçiler hakkında yaptığı gaf tepki çekti. Kural, "Karbonmonoksit oksijenden daha hafiftir, yukarı çıkar. Çok iyi bir intihar yoludur. Çok tatlı bir ölümdür" dedi.

CNN Türk televizyonunda Cüneyt Özdemir'in konuğu Prof. Dr. Orhan Kural'dı. Kural'ın canlı yayında yaptığı açıklamalar sosyal medyada büyük tepki topladı.

CHP MECLİSİ TIKAMAK İSTİYOR

AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, Beyaz TV’de yayınlanan Son Söz programında Soma’da yaşanan iş cinayetine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tayyar Soma için önerge veren CHP'lileri önergeye sahip çıkmamakla itham etti. Şamil Tayyar işçilerin güvenliği için soru önergesi veren CHP'yi Soma faciası konusunda da suçlu ilan etti.

Tayyar, “Laf olsun torba dolsun diye önerge veriyorlar. CHP böyle bir önerge vermişse, kaç CHP’li bu önergeye oy verdi. Laf olsun diye geliyor, çıkıp gidiyorlar. Araştırma önergelerinin hedefi Meclis’i tıkamak” dedi.

GEZİ'DEN İKİ HAFTA ÖNCE

Gazeteci Fatih Tezcan ise attığı tweet sonucunda büyük tepki çekti. Tezcan, "Gezi yıldönümden 2 hafta önce yaşanan Soma Faciası'na ne sebep oldu, çok merak ediyoruz. Bulunmalı!"dedi.

13 Mayıs 2014 Salı

Akp Maden kazalarının önlenmesi için CHP'nin verdiği önergeyi reddetmiş.

Manisa'nın Soma İlçesi'nde Soma Holding'e ait kömür ocağında meydana gelen trafo patlamasının ardından çıkan yangın ve oluşan göçük sebebiyle 5 işçi hayatını kaybetti, yaklaşık 300 işçi göçük altında kaldı.

CHP’li vekiller geçtiğimiz Ekim ayında Soma’daki madenlerde meydana gelen iş kazalarını Meclis gündeminde taşımış, hazırlanan araştırma önergesi 29 Nisan’da Meclis’te görüşülmüştü.
Soma’da meydana gelen iş cinayetlerinin ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile bu ölümlerin nedenlerinin ve ihmal iddialarının araştırılması amacıyla Meclis’te bir komisyon kurulması istemiyle verilen önerge, CHP, MHP ve BDP’nin ‘Evet’ oylarına karşılık AKP’nin ‘Hayır’ oylarıyla reddedilmişti.
AKP’li vekillerin ‘Devletimiz güçlüdür, buna gerek yoktur’ itirazlarıyla önergenin reddedilmesinin sadece 15 gün ardından böyle bir olayın meydana gelmesi üzerine CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, ‘Felaket göz göre göre geliyor’ diye konuştu.

ÖZEL ŞİRKETE KİRALANDI
Konuyla ilgili CNN Türk’te canlı yayında konuşan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel; “Felaket göz göre göre geliyor Soma’da. Araştırma Komisyonu kurulması AKP oylarıyla reddedildi. Halbuki ayda en az 1 kez böylesi acılar yaşanıyor orada. Bunun sebebi ise eski teknoloji kullanılması ve iş-işçi güvenliğinin hiçe sayılması. Madenler devlet tarafından özel şirketlere kiralanıyor. Ancak şirket “kar” yapmak için, iş-işçi güvenliğinden kesinti yapıyor.

 Şu an CHP’li 8 milletvekili olarak Soma’ya doğru gidiyoruz.”  dedi.
Soma’ya Özgür Özel ile birlikte; Aykut Erdoğdu, Hasan Ören, Sakine Öz, İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, İzmir Milletvekilleri Musa Çam, Mustafa Moroğlu ve Alaatin Yüksel’in gideceği öğrenildi.
TBMM’nin twitter hesabında 29 Nisan’da önerge görüşmesi böyle duyurulmuştu:


12 Mayıs 2014 Pazartesi

İŞİD liderlerinin çoğu öldürülmüş!

Irak Başbakanı Maliki'nin danışmanı Hızai, IŞİD örgütünün lider kadrosunun önemli bir kısmının öldürüldüğünü ya da tutuklandığını söyledi.
 
Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin danışmanı Amir el-Hızai, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün lider kadrosunun önemli bir kısmının öldürüldüğünü ya da tutuklandığını söyledi.

AA muhabirine açıklamada bulunan Hizai, "IŞİD örgütü, sadece hayali isimlerden oluşan ve Şam'dan Bağdat'a kadar devlet kurmak gibi kendine has teorileri olan bir örgüt. Bunların söz konusu teorileri çökertildi. Lider kadrosunun önemli bir kısmı öldürüldü, bir kısmı da tutuklandı" dedi.

Felluce'de oturan ailelerin ordudan yardım istediğini dile getiren Hizai, bölge halkının IŞİD'in ablukasından kurtulmak için orduya katıldığını söyledi.

Hizai, IŞİD terör örgütünün varlığını sürdürmesi için destekleyen taraflar olduğunu vurgularak, isim vermeden "Sınır ötesinden bu örgüte lojistik destek sağlayanlar var" ifadesini kullandı.

Irak Savunma Bakanlığından geçen cuma yapılan açıklamada, IŞİD'i hedef alan geniş çaplı operasyonlar başlatıldığı duyurulmuş, operasyonlarda örgütün sığınaklarının tahrip edildiği ve mühimmatlarının ele geçirildiği belirtilmişti.

Irak ordusu, "Aşiret Devrimcileri" olarak adlandıran silahlı gruplar ile IŞİD terör örgütü unsurlarının bulunduğunu gerekçe göstererek, Felluce'nin bağlı bulunduğu Enbar ve çevresinde yaklaşık 4 aydan bu yana operasyon düzenliyor.

Bu Yazı Hakkında Görüşünü Belirtmek İstermisin.

Bu finans analizini nasıl buldunuz?